Zamanın şahidi....

Zamanın şimdiki kadar hızlı akmadığı, insan ilişkilerinin bu kadar hızlı yıpranmadığı, çalışmak için olduğu kadar, birlikte vakit geçirmek içinde zamanın bolca olduğu, zaman kadar eşyanında kıymet bilindiği o eski zamanlar.

Lüksten uzak herkesin aşağı yukarı aynı yaşam standartlarına sahip olduğu, evlerde neredeyse aynı yemeklerin piştiği , herkesin üzerinde aynı kıyafetlerin görüldüğü o güzel yıllar...
Bu fotoğraf o eski zamanlardaki bir ustanın bir saatçinin fotoğrafı.

Ticaretin zor ama bereketinin bol olduğu, yoklukla beraber varlığın daha bi kıymetlendiği yıllara ait. Anadolunun sevimli bir beldesinde Erzurum' un Ilıca ilçesinde ki bir saatçi dükkanı.

Zaman kıymetliydi demiştik o yıllarda, zamanın şahidi saatler de öyleydi. Saat kıymetli olunca ustası da, mesleğide kıymetliydi elbette. Eski evlerin duvarlarını tablo gibi süsleyen duvar saatlerinin her saat başı çıkardığı sesleri unutmadık. Bu meslek sanki ramazanlar da daha bi kıymetli olurdu, ahali sahura kalkmak için bozuk olan ve belki de aylarca beklettiği çalar masa saatlerini bakıma getirir, orucun başını da sonunu da bu saatlerde arardı.

Bekçi saatleri vardı o zamanlar her vardiyada kurulması gereken, bekçilerin işlerini yapıp yapmadığını ölçen saatler, durum sadece zamanı ölçmek değil de insanı ölçmek olduğunda çok daha fazla bozulurdu bu saatler. Olsun ne kadar arıza yaparsa yapsın onu bozan bekçilerin sık sık  kapısını açtığı bu dükkanda  ustası vardı nasıl olsa. 

Duvardaki afişte reklamı olan köstekli saatlerde pek değerliydi o zamanlar, Devlet Demiryolları’nda trenlerin zamanında kalkması ve tarifeye uyulması amacıyla istasyon şeflerine verilmek üzere arkası şimendifer (lokomotif) resimli ve TCDD amblemli cep saatleri vardı. Bir kaç markanın dışında en çok bilinen marka Serkisof' tu. Avrupa da yaptırılan bu saatlerin 60 lı 70 li yıllarda hayli meraklısı vardı. En iyi saat şimendiferli saatti o zamanlar halk nazarında. Zamanın ihtiyarları kadar gençlerin cepkenlerini de süsleyen ne saatler girmişti bu dükkandan içeri.

Dededen toruna kalacak yazıyor duvardaki afişin sloganında, evet hem saatler öyleydi, hem de saatçilik , dededen toruna kalacak bir saygınlığı ve güzelliği vardı elbette bu mesleğin o yıllarda.

Zamanlar değişti, Çin malı ucuz saatler her köşebaşını sardı, tamir bitti, kullan at dönemi başladı. Saatçilik belki bitmedi ama eski önemini kaybetti. Teknolojinin gelişimi saatin de kaçınılmaz değişimini başlattı. Cep telefonları, akıllı cihazlar, tabletler, ekranlar, insan ilişkileri, komşuluk ve hatta sohbetler gibi onlarda dijitalleşti.